Tüm yazılarİyi uygulamalar

Sağlık Uzmanı Seans Ücreti Belirleme: Karar Çerçevesi

Psikolog, psikiyatrist, diyetisyen ya da fizyoterapist olun; internetteki fiyat tabloları hep danışanın cebine bakar, sizinkine değil. Bu yazı ücreti koyan kişi için: dört adımlık somut bir karar çerçevesi ve her mesleğin kendi gerçeğine göre düzeltme.

12 dk okumaYayın: 2026-07-17

İnternetteki fiyat tabloları size değil, danışana yazılmış

Ücretinizi ne yapacağınızı düşünüp internete baktığınızda karşınıza hep aynı şey çıkar: şehir şehir fiyat listeleri, 'bu yıl seans ücretleri şu aralıkta' diyen tablolar, 'online mı daha ucuz' başlıkları. Hepsi bir tarafı anlatır, danışanın cebinden ne çıkacağını. Hiçbiri terazinin öbür ucundaki kişiye, yani fiyatı koyan size bakmaz. Yani 'ben kendi rakamımı neye göre koyacağım' sorusuna cevap vermez.

Bu boşluk yeni açmış biri için de, yıllardır aynı rakamla çalışıp 'acaba az mı alıyorum' diye içi kurcalayan biri için de aynı derecede can sıkıcı. Çünkü piyasaya bakıp 'herkes şu civarda alıyormuş, ben de oraya yakın bir rakam koyayım' demek, kendi giderlerinizi hiç görmeden bir sayıya yapışmaktır. O sayı bazı aylar size yeter. Ama kira artar, doluluk düşer ya da iki kişi üst üste gelmezse, aynı sayının altında sessizce zarar ediyor olabilirsiniz ve bunu aylar sonra fark edersiniz.

Burada tam tersini yapıyoruz. Önce kendi gerçek giderinizi kırıp döküyoruz, sonra bir taban çıkarıyoruz, sonra o tabanın üstüne ne koyacağınıza karar veriyoruz. Piyasayı ise en sona, yalnızca 'çıkardığım rakam bu şehirde inandırıcı bir aralıkta mı' kontrolüne bırakıyoruz. Piyasa size rakamı vermez; çıkardığınız rakamın yalnızca bir akıl sınamasıdır.

Yazı bilinçli olarak mesleğe özel bir liste vermiyor, çünkü doğru rakamı şehriniz, deneyiminiz ve sunduğunuz hizmet belirler. Onun yerine kendi rakamınıza güvenle ulaşmanızı sağlayacak bir çerçeve veriyor; sonra da psikolog, psikiyatrist, diyetisyen ve fizyoterapist pratiğinin birbirinden ayrıldığı yerleri tek tek ele alıyor.

Dört adımlık karar çerçevesi: yarın uygulayabileceğiniz hali

Fiyat bir his değil, sırayla alınmış dört kararın toplamıdır. Bu sıralamayı bozmayın; çoğu hata, birinci adımı atlayıp doğrudan üçüncüye zıplamaktan çıkar.

Adımları bir kere okuyun, sonra bir akşam oturup kendi rakamlarınızla tek tek geçin. Bütün yazı bu dört adımın açılımı.

  • Bir: Maliyet tabanı. Aylık sabit giderinizin toplamını, gerçekçi aylık görüşme sayınıza bölün. Çıkan rakam, bir görüşmenin size kaça mal olduğudur; kâr değil, sıfır noktası. Altına inerseniz fiilen para vererek çalışıyorsunuz demektir.
  • İki: Değer çıpası. Tabanın üstüne emeğinizin karşılığını koyun: deneyiminiz, uzmanlaştığınız alan, görüşme süreniz, çalıştığınız yer. Bu, ilan edeceğiniz ücretin ta kendisidir ve artık altında ne olduğunu biliyorsunuz.
  • Üç: Mesleğe göre düzeltme. Tek düz fiyat çoğu pratikte yanlıştır. İlk görüşmeyle kontrolü, klinikteki seansla evdeki seansı, kısa kontrolle uzun bir rehabilitasyon seansını ayırın; her birine kendi aralığını verin.
  • Dört: Gözden geçirme ritmi. Yılda bir kez, ya da giderleriniz belirgin değiştiğinde takvime bir gün koyun ve tabanı baştan hesaplayın. Ritim olmazsa marjınız yıllar içinde sessizce erir.

Adım bir: maliyetin sessiz hali ve taban ücret hesabı

Çoğu kişi gider deyince yalnızca kirayı düşünür. Oysa bir görüşmenin gerçek maliyeti, o görüşmeyi mümkün kılan her şeyin toplamıdır ve bunların çoğu görünmez. Görünmediği için de fiyata yansımaz; siz farkında olmadan kendi cebinizden ödersiniz. Tek tek yazmakta fayda var, çünkü kalemi yazmadan hesaba katamazsınız.

Listeyi çıkardıktan sonra hesap basit: taban ücret, aylık toplam sabit giderin gerçekçi aylık görüşme sayısına bölümüdür. Somutlaştıralım. Diyelim aylık sabit gideriniz toplamı 40.000 lira ve gerçekçi olarak ayda 50 görüşme yapıyorsunuz. 40.000 bölü 50, görüşme başına 800 lira eder. Bu kazandığınız değil, yalnızca masrafı çıkardığınız rakamdır. Rakamlar sadece hesabı göstermek için; sizinkiler bambaşka olacaktır.

Buradaki en kritik kelime 'gerçekçi'. 'İdealde ayda 80 görüşme yaparım' deyip 50 yaparsanız, taban ücretiniz olduğundan düşük çıkar ve ay sonunda açık verirsiniz. İzin, hastalık, doluluğun düştüğü dönemler ve gelmeyen danışanlar düşüldükten sonra kalan sayıyı kullanın. Tahmininizi düşük tutmak daha güvenli; fazlası zaten kâr olarak döner.

Bu hesabın asıl faydası ay sonunda değil, pazarlık masasında ortaya çıkar. Biri 'biraz indirim olur mu' dediğinde, o indirimin sizi tabanın altına itip itmediğini görebiliyorsunuz. Pazarlık ettiğiniz şey artık havada bir sayı değil.

  • Kira, aidat, fatura; ortak ofisteyseniz oda payı. Evden çalışıyorsanız bile o odanın ısınma, elektrik, internet gibi giderlerinin işe düşen bir payı vardır.
  • Ekipman aşınması: cihaz, masa, bant, jel, kişisel koruyucu malzeme. Bunlar zamanla eskir ve yenilenir; yıllık tutarı aya, oradan görüşme sayısına bölün.
  • Süpervizyon ve sürekli mesleki gelişim: bir ekolün eğitimi, kongre, sertifika yenileme, üyelik. Yıllık tutarı aya bölün.
  • Yazılım abonelikleri: randevu ve danışan takibi için kullandığınız sistem de aylık bir giderdir; kira gibi düşünün.
  • Vergi ve muhasebe: serbest meslek makbuzu kesiyorsanız vergi yükü ve mali müşavir ücreti her ay vardır. Brüt rakam, elinizde kalan rakam değildir.
  • Varsa asistan maaşı: telefonlara bakan, danışanı karşılayan kişi de siz tek hasta görmeden önce her ay cebinizden çıkar.
  • Görünmeyen zaman: ulaşım, görüşme öncesi hazırlık, görüşme sonrası not ve rapor. Bunlar ücretlendirmediğiniz ama harcadığınız saatlerdir.
  • Gelmeyen danışan kaybı: dolduramadığınız bir saatin parası geri gelmez. En çok unutulan kalem budur; ayrı bir başlıkta ele alıyoruz.

Adım iki: tabanın üstüne koyduğunuz değer çıpası

Maliyet tabanı herkeste benzer mantıkla çıkar; sizi ayrıştıran ikinci katmandır. Aynı şehirde, aynı masrafla çalışan iki kişinin fiyatı neden farklı olabilir? Çünkü karşınızdaki kişi, masaya getirdiğiniz birikim için ödeme yapar. Tabanın üstüne koyduğunuz payı işte bu birikim belirler ve bunun dört bileşeni var.

Deneyim en görünür olanı. Yeni mezun biriyle on yıllık bir uzman aynı rakamı koymaz; danışan da bunu bekler. Ama deneyim primini 'yaş' olarak değil, karşı tarafa sağladığınız somut güven olarak düşünün. Daha az denemeyle daha hızlı yol almak, zor durumlarda durmamak; ödenen fark budur.

Uzmanlık alanı ikinci belirleyici. Belli bir yöntemde ya da belli bir konuda derinleşmiş olmanız, o ihtiyaçla arayan kişi için doğrudan değer demektir. Bu eğitimler hem masraflıdır hem de sizi belli bir ihtiyaçta tercih edilir kılar. Bunu 'daha pahalıyım' diye değil, 'bu ihtiyaçta doğru adres benim' diye konumlandırın.

Üçüncüsü süre, ve en az konuşulanı da bu. Bir görüşmenin uzunluğu sadece karşınızdakinin masada geçirdiği zamanı değil, sizin o gün kaç kişi görebileceğinizi belirler. Kırk dakikalık görüşmeler yapan biriyle yetmiş beş dakikalık görüşmeler yapan biri, aynı çalışma gününde çok farklı sayıda kişi görür. Bu yüzden 'görüşme başına ne almalıyım' sorusunu 'bir günde kaç görüşme yapabilirim ve bu günün toplam karşılığı ne olmalı' sorusuyla birlikte düşünün. Randevular arasına koyduğunuz nefes payı da bu hesabın parçası; hiç boşluksuz dizilmiş bir takvim kâğıt üstünde verimli görünür, uygulamada hem sizi hem karşınızdakini yıpratır.

Dördüncüsü konum. Büyük bir şehrin merkezi bir semtinde kira, küçük bir ilin merkezine göre kat be kat yüksektir; aynı şehirde bile semtten semte beklenen fiyat aralığı kayar. Yani konum, siz daha emeğinizi koymadan fiyatın oturacağı aralığı belirler. Ama abartmayın: konum ve unvan aralığı yukarı aşağı kaydırır, maliyet tabanınızı ortadan kaldırmaz. Çok deneyimli olmak giderlerinizin altında çalışmayı mantıklı kılmaz; yeni başlamış olmak da emeğinizi yok pahasına vermeyi gerektirmez.

Adım üç: mesleğinizin görüşme yapısına göre düzeltme

Buraya kadarki hesap her meslek için ortak. Ayrıldığımız yer şu: işinizin doğal görüşme yapısı ne? Tek düz fiyat, çoğu pratikte en ağır işinizi en ucuza yapmanıza yol açar. Dört pratiğe tek tek bakalım.

Psikiyatride ayrım en keskin hali ilk muayene ile kontrol arasındadır. İlk görüşmede hastayı sıfırdan tanırsınız: ayrıntılı öykü alırsınız, geçmişini, kullandığı ilaçları, aile ve sosyal arka planını dinlersiniz, bir değerlendirme yaparsınız. Doğası gereği uzun ve yoğun bir görüşmedir; çoğu zaman kontrolün iki katı kadar sürer. Kontrol ise zaten kurulmuş bir ilişkinin üstüne biner; dosya önünüzdedir, konuşma son dönemi değerlendirmeye odaklanır, daha az hazırlık ister. Kesin bir oran dayatmak yerine kendi ilk muayene ve kontrol sürelerinizi ölçün ve aradaki ücret farkını o gerçek süre oranına yaslayın. Böylece fark keyfi olmaktan çıkar, sayıyla savunulabilir hale gelir. Ayrıca bir muayenehanenin geliri sanılanın aksine sürekli yeni hasta bulmaktan değil, tekrarlayan kontrol hastalarından gelir; sadece ilk muayenelere dayanan bir pratik her ay sıfırdan başlar ve çok daha kırılgandır.

Diyetisyenlikte iş tek seferlik değildir. Bir danışanın gerçekten değişim yaşaması ilk görüşmede çıkardığınız planla bitmez; asıl iş haftalar süren takipte, plan revizyonunda, tıkandığı yerde yön vermede gizli. İlk görüşme en yoğun olanıdır: tanıma, geçmişi ve alışkanlıkları çıkarma, hedef belirleme, kişiye özel ilk planı hazırlama. Kontroller daha kısa ve süreklidir: tartı takibi, planın işleyip işlemediği, ufak revizyonlar, motivasyon. Tipik bir akış ilk görüşmenin ardından iki ila dört haftada bir kontrol şeklinde ilerler. Fiyatınızı bu ritme oturtun; ilk görüşme için bir rakam, kontroller için ayrı bir rakam.

Fizyoterapide tedavi çoğu zaman tek seansla bitmez; bir rehabilitasyon süreci haftalar sürer ve danışan arka arkaya gelir. Bu yüzden çok seanslı tedavi planları bu meslekte neredeyse bir alışkanlık haline gelmiştir. Ama bütün seanslar da aynı değildir: yirmi dakikalık, dosya açmadan girdiğiniz bir kontrol seansıyla, öncesinde dosyayı gözden geçirip programı planladığınız kırk ila elli dakikalık bir nörolojik rehabilitasyon seansını düşünün. İkincisi yalnızca daha uzun değil; takviminizde önüne ve arkasına nefes payı bırakmanızı gerektirir. İkisini aynı fiyata koyduğunuzda ikincisinde fiilen zarar edersiniz, çünkü harcadığınız hazırlık ve uzmanlık karşılıksız kalır. Evde hizmet ise ayrı bir hesap: bir saatlik seans için yarım saat gidip yarım saat dönüyorsanız o seansa fiilen iki saatinizi ayırmışsınız demektir. Evde verilen hizmetin klinikten yüksek olması bir kapris değil, basit bir maliyet gerçeği. Mesafeye göre artan bir fark koymak da makul; şehrin öbür ucuna gitmekle yan sokağa gitmek aynı yükü getirmez. Aynı mantık akşam ve hafta sonu saatleri için de geçerli: bunlar sizin kendi dinlenme vaktinizden verdiğiniz tavizdir. Yeter ki farkı baştan açıkça söyleyin; sürpriz bir ek ücret güveni zedeler, önceden bilinen adil bir fark ise sorun olmaz.

Psikolojide ise terapi çoğu zaman birkaç seansla bitmez; danışanla baştan 'şu kadar seanslık bir süreç düşünüyoruz' diye konuşmak ikinizin de işine yarar. Bazı psikologlar sürekliliği teşvik etmek için belli sayıda seansı bir bütün olarak ele alır. Somut örnek: seans başı ücretiniz 1.000 lira ise, sekiz seanslık bir süreci bir bütün düşünüp seans başını 900 liraya çekmek danışana sürdürmesi için bir neden verir. İlk tanışma görüşmesi de ayrı bir karar. Kısa bir ön görüşme danışanın uyumu test etmesini sağlar, ama o saat de sizin zamanınız. Normal seansınız 50 dakika ve 1.000 lira ise, ilk görüşmeyi 20 dakika ve 400 lira tutmak hem düşük eşikli bir başlangıç verir hem de o zamanı tamamen karşılıksız bırakmaz. Ücretsiz yapacaksanız, bunu taban hesabınızda boş bir saat gibi düşünmeniz gerekir; yoksa görünmez bir gider olur.

Bütün bu çok görüşmeli düzenlerde kritik bir sınır var. Paket ya da takip planı, karşı taraftan peşin para toplamak demek değildir. Ödeme yöntemini siz danışanınızla kendi aranızda belirlersiniz; paket, 'şu sürecin gidişatı bu' diye bir çerçeve ve kaç görüşmenin yapıldığının takibidir. Kaç seans yapıldı, kaçı kaldı; bunu düzenli izlemek asıl değerli olan. Kullandığınız randevu sisteminin size vermesi gereken şey bu takip; tahsilat değil. Bir de indirim tarafında ölçüyü kaçırmayın: on seansı yüzde on indirimle verdiğinizde aslında bir seansı bedavaya yakın vermiş olursunuz. Çok seyrek doluyorsanız indirim takvimi doldurmaya yardım edebilir; zaten dolu çalışıyorsanız derin indirime gerek yok, paketi indirimden çok kolaylık olarak sunun.

Online ve yüz yüze: otomatik bir kural yok

Danışana dönük fiyat listeleri genelde online görüşmeyi ucuz gösterir; sanki eksik bir hizmetmiş gibi. Pratisyen gözünden tablo o kadar net değil ve cevap aslında mesleğe göre değişiyor.

Gider tarafından bakalım. Online görüşmede oda payı, ulaşım ve fiziksel ofise bağlı giderlerin çoğu düşer. Somut konuşalım: yüz yüze tabanınız az önceki hesapta 800 lira çıktıysa, oda payını ve ulaşımı düştüğünüzde online tabanınız 650 liraya iniyor olabilir. Aradaki 150 lirayı indirim olarak yansıtmak da, kendinize bırakmak da sizin kararınız. Ama online çalışmanın yeni giderler de getirdiğini unutmayın: daha iyi internet, görüşme yazılımı, sessiz ve güvenli bir ortam.

Psikiyatride ise çoğu hekim için ücreti aynı tutmak savunulabilir bir tutum ve giderek yaygınlaşıyor. Görüşmenin özü değişmez; aynı süreyi, aynı dikkati, aynı uzmanlığı veriyorsunuz. Hastanın muayenehaneye gelmiyor olması sizin emeğinizi azaltmaz. Buradaki fark hekimin tarafında değil, hastanın deneyimindedir: video görüşme ona yol ve zaman kazandırır. Farkı ödediği bedelde değil, sunulan esneklikte tutmak tutarlı bir yol.

Ortak ilke şu: her iki türün de kendi taban ücretini ayrı hesaplayın, sonra emek payını her ikisine de adil biçimde ekleyin. Çıkan fark gerçek gider farkını yansıtsın, piyasanın 'online ucuzdur' alışkanlığını değil. Aynı hazırlığı yapıp aynı takibi sürdürüyorsanız fiyatı işin kalitesine göre koyun; sırf ekran üzerinden olduğu için indirmeyin. Pratik tarafta küçük ama işe yarar bir ayrıntı: online görüşme için Google Meet ya da Zoom bağlantısının randevuya iliştirilmiş olması, karşı tarafın bağlantıyı ayrıca aramasını önler ve görüşmeyi yüz yüze kadar düzenli hissettirir.

Gelmeyen danışan, ilan ettiğiniz ücreti sessizce düşürür

Şimdi en çok unutulan kaleme gelelim. Diyelim ücretinizi 1.000 lira ilan ettiniz. Ama her on randevudan ikisi gelmiyor ve o saatleri başkasıyla dolduramıyorsunuz. O zaman o on saatte kazandığınız 8.000 lira, on saate bölününce saat başına 800 liraya iner. Yani fiilen aldığınız ücret 1.000 değil, 800. İlan ettiğiniz rakam kâğıt üstünde durur; gerçekte cebinize giren her gelmeyen randevuyla aşağı çekilir.

Bunu duygusal bir kayıp gibi değil, gerçek bir gider gibi düşünün. Hazırlığını yaptınız, takviminizde o dilimi başka kimseye açmadınız, ama karşılığını alamadınız. Ayda birkaç boş geçen randevu yıl sonunda ciddi bir tutara denk gelir. Fiyatınızı yüzde yüz dolu bir takvime göre kurduysanız, bu kayıpları farkında olmadan gelen danışanlarınıza ödetiyorsunuz demektir.

Takip ilişkisinin sürdüğü pratiklerde kayıp iki katına çıkar. Kaçan tek bir kontrol kâğıt üstünde küçük görünür; ama düzenli takip eden bir danışan zincirinde tekrarladığında hem gelirinizde hem de o kişinin tedavi sürekliliğinde gerçek bir gedik açar. O saati başka biriyle doldurmak da çoğu zaman mümkün olmaz, çünkü boşalan saati son anda öğrenirsiniz.

İki yönlü çalışın. Bir yandan bu kaybı taban hesabınıza katın; yani gerçekçi görüşme sayısını buna göre düşürün, böylece gerçek dünya sizi şaşırtmasın. Bir yandan da oranı baştan düşürmeye çalışın. En bilinen iki yol zamanında hatırlatma ve net bir iptal kuralı. Hatırlatma tarafında işi sisteme bırakmak en sağlıklısı: randevudan önce otomatik e-posta hatırlatması gitmesi, unutkanlıktan kaynaklanan gelmemeleri belirgin biçimde azaltır ve siz tek tek aramakla uğraşmazsınız. İptal kuralı tarafında ise '24 saat kala iptal edilmeyen randevu ücretlendirilir' gibi açık bir kuralı en baştan paylaşmak, hem oranı düşürür hem de gelmeyince ücret alma kararınızı kişisel olmaktan çıkarıp bir kurala bağlar. Kuralı işletip işletmemek sizin tercihiniz; ama önceden duyurulmuş olması her şeyi kolaylaştırır.

Adım dört: gözden geçirme ritmi kurmadan fiyat eskir

Bir kez belirlenen fiyat sonsuza kadar geçerli değildir. Kira artar, malzeme pahalanır, yeni bir eğitim bitirip uzmanlığınızı derinleştirirsiniz. Bunların hiçbiri fiyata yansımıyorsa marjınız zamanla, siz fark etmeden erir. Bu yüzden ücret belirlemek tek seferlik bir iş değil, düzenli olarak gözden geçirilen bir karardır. Dördüncü adım budur ve en kolay atlanan adımdır, çünkü aciliyeti yoktur.

Güncelleme için birkaç doğal işaret var. Giderleriniz belirgin biçimde arttıysa taban hesabınızı yenileyin. Takviminiz uzun süredir tıka basa doluysa ve yeni danışan almakta zorlanıyorsanız, bu çoğu zaman fiyatın talebin gerisinde kaldığının işaretidir; bir miktar yükseltmek hem geliri artırır hem talebi yönetilebilir kılar. Yeni bir uzmanlık edindiyseniz sunduğunuz değer arttığı için fiyat da onunla birlikte yükselebilir.

Yaparken birkaç inceliğe dikkat edin. Yılda bir kez gözden geçirmeyi alışkanlık edinin; böylece ne kendinizi geride bırakırsınız ne de aniden büyük bir zam yapmak zorunda kalırsınız. Sürmekte olan paketleri ve takip planlarını başladıkları fiyattan bitirin, yeni fiyatı sonraki danışanlara uygulayın; bu hem adil hem de güven verir. Zammı sürdürdüğünüz sonuçlara ve artan deneyiminize dayandırın, ani sıçramalardan kaçının. Değişikliği mevcut danışanlara önceden ve açıkça bildirmek, ücreti sessizce artırmaktan çok daha sağlıklıdır.

Bir de en sık düşülen hatayı not edelim: kendini düşük değerlemek. Özellikle yeni başlayanlar 'danışan kaçmasın' diye olabildiğince aşağıdan başlıyor, sonra yıllarca o rakama sıkışıp kalıyor. Düşük fiyat çoğu zaman daha çok değil, fiyata bakıp gelen ve takibe devam etmeyen danışan getirir. Maliyet tabanınızın üstünde, emeğinize yakışan bir yerde durmak; oradan dürüstçe başlamak, sonradan yukarı doğru düzeltmekten çok daha kolaydır.

Fiyatı görünür kılmak, işin en hafif ama en verimli parçası

İyi kurulmuş bir ücret yapısı, karşı taraf onu rahatça göremiyorsa yarı yarıya boşa gider. Fiyatını kimseye söylemeyen, 'mesajdan konuşalım' diyen bir düzen farkında olmadan büyük bir zaman ve enerji kaybıdır. Telefonda gün boyu 'seans ne kadar' sorularına cevap vermek, gelmeyecek kişilerle uzun uzun konuşmak, ilk görüşme ile kontrol farkını her seferinde baştan anlatmak; hepsi asıl işinize ayıracağınız zamandan çalar.

Ücretinizi açıkça gördüğü yerde insan kendi kendini eler. Bütçesi uymayan kişi randevu almadan vazgeçer, uygun bulan kişi zaten fiyatı bilerek gelir; ikisi de sizin için kazançtır. Pazarlık trafiği düşer, beklentiler baştan netleşir, randevuya gelenle artık fiyatı değil işi konuşursunuz. Şeffaf fiyat aslında sessiz bir ön elemedir.

Aynı 1.500 lira, dağınık bir mesajlaşmanın içinde başka, düzenli ve güven veren bir randevu sayfasında başka algılanır. Fiyat bir rakam değil, bir izlenimin parçasıdır. Kendi adınıza özel bir randevu sayfanızın olması, müsait saatlerinizin orada açıkça görünmesi, karşı tarafın gece yarısı bile randevu alabilmesi ve sonra otomatik e-posta hatırlatması gelmesi; bütün bunlar ücretinizi taşıyan bir çerçeve kurar. Pahalı görünmek için değil, ciddi ve düzenli bir pratik izlenimi vermek için.

Uzman Takvimi tam olarak böyle bir sayfa kurmanızı sağlar: kendi markanızla bir randevu sayfası, görüşme türlerini ve ücretlerini açıkça gösterebildiğiniz bir yapı, randevu öncesi otomatik e-posta hatırlatması, kaç görüşmenin yapıldığını ve kaçının kaldığını izleyebildiğiniz hafif bir takip. Google Takvim ve Outlook ile senkron çalıştığı için kendi takviminizden de kopmazsınız. Ödemeyi danışanınızla kendi aranızda, size uygun yöntemle belirlersiniz; sistemin işi seans ve paket sayısını net tutmak. Kapsamı da nettir: randevu ve hafif danışan takibi yapar, tıbbi kayıt ve reçete alanına girmez. Tanı, tedavi ve klinik kayıt tamamen sizin kontrolünüzde kalır.

Ana fikir şu: ücretinizi giderlerinizden yola çıkıp sağlam kurun, mesleğinizin görüşme yapısına göre düzeltin, sonra o ücreti hak ettiği gibi gösterecek düzenli bir randevu akışına oturtun. İkisi bir arada olduğunda fiyatınız hem size yeter hem de karşı tarafın gözünde yerli yerinde durur.

Sık sorulan sorular

Seans ücretimi piyasa ortalamasına göre mi belirlemeliyim?

Hayır. Önce kendi aylık sabit giderinizi gerçekçi görüşme sayınıza bölerek bir taban çıkarın, asıl ücretinizi de bu tabanın üstüne emek payı ekleyerek kurun. Piyasa ortalamasını yalnızca bir kontrol için kullanın: çıkardığınız rakamın şehrinizde inandırıcı bir aralıkta olup olmadığını sınamak için.

Taban ücret nasıl hesaplanır?

Taban ücret, aylık toplam sabit giderinizin gerçekçi aylık görüşme sayınıza bölümüdür. Örneğin aylık gideriniz 40.000 lira ve ayda gerçekçi olarak 50 görüşme yapıyorsanız taban 800 lira olur. Bu kâr değil, sıfır noktasıdır. Görüşme sayısını yüksek tahmin etmek en sık yapılan hatadır; düşük tutun.

İlk görüşme ile kontrol randevusu farklı mı fiyatlanmalı?

Evet, çoğu durumda ayrı fiyatlanmalı. İlk görüşme en yoğun emeği ister: tanıma, ayrıntılı öykü, hedef belirleme, kişiye özel plan. Kontrol kurulmuş bir ilişkinin üstüne biner, daha kısa sürer. Kendi iki sürenizi ölçün ve ücret farkını o gerçek süre oranına yaslayın; böylece fark keyfi olmaktan çıkar.

Online seans ücreti yüz yüzeden daha mı düşük olmalı?

Otomatik bir kural yok. Oda payı ve ulaşım düştüğü için online tabanınız bir miktar aşağı inebilir, ama internet ve görüşme yazılımı gibi yeni giderler ekler. Emeğiniz ekran üzerinden azalmaz. Her iki türün tabanını ayrı hesaplayın; fark gerçek gider farkını yansıtsın, piyasanın alışkanlığını değil.

Paket veya çok seanslı takip planı nasıl kurgulanır?

Paket, terapi ve rehabilitasyon gibi süreçlerin doğal çerçevesidir; sürekliliği artırır ve takviminizi öngörülebilir kılar. Peşin para toplamak değildir; ödemeyi danışanınızla kendi aranızda belirlersiniz. Paket yalnızca kaç görüşmenin yapıldığını ve kaçının kaldığını takip etmenizi sağlar. İndirimi ölçülü tutun; her indirim seans başı gelirinizi düşürür.

Evde verilen hizmet neden daha yüksek ücretlendirilir?

Çünkü asıl bedel yakıt değil, kaybedilen zamandır. Bir saatlik seans için yarım saat gidip yarım saat dönüyorsanız o seansa fiilen iki saatinizi ayırmışsınız demektir. Yol süresini çalışılan zamandan sayıp fiyata yansıtın. Mesafeye göre artan bir fark koymak da makuldür; yeter ki farkı baştan açıkça söyleyin.

Gelmeyen danışan için ücret almalı mıyım?

Gelmeyen danışan ilan ettiğiniz ücreti fiilen düşürür, o yüzden bir iptal kuralı mantıklıdır. Önemli olan '24 saat kala iptal edilmeyen randevu ücretlendirilir' gibi bir kuralı en baştan açıkça paylaşmak. Kuralı işletmek sizin tercihiniz; önceden duyurulmuş olması kararı kolaylaştırır. Randevu öncesi e-posta hatırlatması da oranı belirgin düşürür.

Ücretimi ne sıklıkla gözden geçirmeliyim?

Yılda bir kez gözden geçirmeyi alışkanlık edinin; giderleriniz belirgin değiştiğinde ya da yeni bir uzmanlık edindiğinizde daha erken. Sürmekte olan paketleri başladıkları fiyattan bitirip yeni fiyatı sonraki danışanlara uygulayın. Değişikliği mevcut danışanlara önceden ve açıkça bildirmek, ücreti sessizce artırmaktan çok daha sağlıklıdır.

Ücretinizi belirlediniz, sırada onu taşıyan düzen var

Kendi adınıza özel bir randevu sayfası kurun: görüşme türleriniz ve ücretiniz açıkça görünsün, danışanlar 7/24 randevu alsın, randevu öncesi otomatik e-posta hatırlatması gitsin. Pazarlık trafiği azalsın, siz işinize odaklanın.

Kendi randevu sayfanızı oluşturun